Ana içeriğe atla

Yalıncak

Yalıncak, Ahlatlıbel’in 1,8 km kuzeyinde, bir dağın yamaçlarında konumlanmıştır. Söz konusu yerleşim, 1880 yılında "Ankara Taşı"ndan (andezit) yontulmuş bir aslan kabartmasının keşfedilmesiyle bilim dünyasında tanınır hale gelmiştir. Köydeki bir çeşmenin yapısında devşirme malzeme olarak kullanılan bu kabartma, 1941 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne nakledilmiştir. Dönemin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü Sayın Kemal Kurdaş’ın sunduğu geniş kapsamlı destekler neticesinde; Yalıncak'taki modern yerleşimin büyümesi sebebiyle tahribata uğrayan arkeolojik kalıntıların bir kısmının bilimsel yöntemlerle gün ışığına çıkarılması sağlanmıştır.

yalıncak1

1962-63 Yalıncak Kazısı, B Alanı

 

yalıncak2 

B Alanı, Zeus Kabartması, Roma Dönemi

Üniversitenin 1962-1964 yılları arasında bu alanda uzman kadrosu bulunmadığından, kazılar Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarının iş birliğiyle yürütülmüştür. 1962-1964 kazılarının başkanlığını Sayın Burhan Tezcan üstlenmiş; 1965-1966 kazı sezonu ise Prof. Dr. Cevdet Bayburtluoğlu ve Prof. Dr. Sevim Buluç'un yönetiminde gerçekleştirilmiştir.

Yalıncak, M.Ö. 6. yüzyıl Geç Frig döneminden itibaren kesintisiz olarak iskan edilmiştir. Yalıncak'taki Galat-Roma tabakasından elde edilen veriler, Anadolu arkeolojisine önemli katkılar sağlamıştır. Yalıncak'ın kronolojisi; seramik parçaları, kandiller ve sikkelerden elde edilen bulgularla en iyi şekilde anlaşılmaktadır.

Yapılar dikdörtgen planlı, iki veya üç odalı olup bir tepe üzerinde yan yana inşa edilmiştir. Arazideki eğim nedeniyle, taş eşikli kapılardan evlere bir veya iki basamakla ulaşılmaktadır. Duvarlarda, eşiklerde, tabanlarda ve odalarda, önceki yerleşim evrelerine ait mermer mimari öğeler devşirme malzeme olarak kullanılmıştır. Küçük buluntular ve sikke verilerine göre, Bizans döneminde inşa edilen yerleşim, Erken Osmanlı dönemine kadar iskan edilmeye devam etmiştir.

Tepenin üst seviyesinde, yapıların batısında, yerel kireçtaşı bloklarla inşa edilmiş poligonal örgüye sahip bir çevre duvarı ile sınırlandırılmış kapalı bir alan (54 m x 65 m) keşfedilmiştir. Bazı noktalarda duvar doğrudan ana kaya üzerine oturmaktadır. Kapı eşiğinde devşirme olarak kullanılan bir Kibele heykeli, kilden at figürinleri ve tahkimat terasının geçitleri ile duvarlarında ve kule kaidesinde bulunan mermer Zeus kabartması gibi arkeolojik buluntular, bu yapıların Roma döneminin sonuna kadar kullanımda olduğunu göstermektedir.

yalıncak3 

 yalıncak4   

Süvari ve At figürinleri, M.Ö. 1. Yüzyıl  

Dikkate değer buluntular arasında; üst ve alt kısımları sırasıyla bronz ve demirden yapılmış, orta bölümü ise aslan başlarıyla bezeli bir anahtarın yanı sıra üzerinde hâlâ kırmızı boya izleri taşıyan iki İyon sütun başlığı yer almaktadır. Her iki buluntu da B Sektörü’ndeki kulenin yanında bulunan küçük bir eklenti odasında (müştemilat) ele geçirilmiştir. 2-3 odalı yapıların yanı sıra, avlusu ve iki sütunlu galerisi (stoa) bulunan daha büyük bir binada altı sütun kaidesi keşfedilmiştir. Bu binanın taban seviyesinde bulunan üç sikkeden biri Aurelianus (M.S. 270-275), diğeri Maximianus (M.S. 248-308) ve üçüncüsü ise Constantinus (M.S. 306-337) dönemine aittir. Ayrıca, E Alanındaki binanın Helenistik tabakasında bulunan Apameia sikkesinin (M.Ö. 133-48) tasarımı da kayda değerdir. Sikkenin ön yüzünde (obvers) Tanrıça Athena figürü seçilebilmekte; arka yüzünde (revers) ise "Apameion" yazısı ile birlikte menderes motifi üzerine yerleştirilmiş uçan bir kartal figürü görülmektedir.

Yalıncak nekropolü (mezarlığı), köyün ana çeşmesinin hemen arkasında keşfedilmiştir. Gün ışığına çıkarılan sekiz lahitte (biri bir çocuğa ait), muhtemelen ölü hediyesi olarak bırakılmış iki cam bilezik bulunmuştur. Yalıncak kazılarından elde edilen buluntular hâlen ODTÜ Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

 yalıncak5

 

Son güncelleme