Dr. Ali Uzay Peker, Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Hicran Topçu

 

Son yıllarda Hasankeyf anıtsal kenti giderek artan ziyaretçi talebi karşısında oldukça korumasız kalmış örenyeri ve sorunlu yeryapısı özellikleri ile büyük bir risk altında kaldığı bilinmektedir. Bu bağlamda, Yukarı Şehir’deki bazı anıtsal yapıların acil konservasyon-koruma sorunlarına yanıt bulabilmek, kültür mirası yönetiminde almaşık stratejiler geliştirilmesi için Yukarı Şehir’de ayrıntılı jeo-arkeolojik belgeleme ve yapı envanteri çalışması yapılmıştır.

Hasankeyf Yukarı Şehir kentsel dokusuna ilişkin belgeleme ve analiz çalışması, kent dokusunun niteliğine ilişkin analizler, ve yapı ünitelerinin analizleri olmak üzere iki ayrı grupta yürütülmüştür. Kent dokusuna ilişkin bilgiler, 1:500 ölçekteki harita üzerinde, savunma/teras yapılanmaları, yol ağı kademelenmesi, su sistemi ve jeo-arkeolojik ögelerin işlenmesi ile mevcut haritanın revizyonunu içerirken, yapı ünitelerine ilişkin bilgiler, detay ve kapsamlarına göre üç ayrı grupta ele alınmıştır.

Birinci grup çalışma, alanın tümüne yönelik bir saptama çalışması olup, mevcut yapı ünitelerinin genel nitelikleri, mekansal ve yapısal özellikleri ile mevcut durumlarını saptamayı hedefleyen bir envanter çalışmasıdır. İkinci grupta, mevcut yapı stoğunun tanımlanan bir bölümü, daha ayrıntılı olarak, yapı planı, yapısal özellikler, ve mimari ögeleri aktaran eskizler aracılığı ile incelenmiştir. Son olarak da, anıtsal ve sivil mimarlık örneklerinden tipik veya özelleşen nitelikleri nedeni ile seçilen bazı örnekler, röleveleri alınmak sureti ile daha ayrıntılı olarak belgelenmiştir.

   

 

Yerleşim Dokusu ve Önemli Yapılar:

Hasankeyf Yukarı Şehir, kent dokusunun oluşumunda, topografya en etkin belirleyici rolü oynamıştır. Anıtsal ve sosyal işlevli yapılar, alanın, görsel olarak geniş mesafelerden algılanması kolay, yüksek, ancak düz alanlarda konumlanmış; konut birimleri ise, topografyaya paralel olarak bitişik nizamda yerleştirilmiştir.

Üç küçük tepe üzerinde yayılan Yukarı Şehir’in merkezinden güney yönüne uzanan teraslanmış yamaçlar envanter çalışmalarının ağırlık kazandığı bölge olmuştur. Ulu Cami’nin yer aldığı kent merkezine hâkim tepenin üzerinde yanyana 3 adet tonozlu mekân ve iç-avludan oluşan yapılar topluluğu yer almaktadır. Bu yapı grubunun altında, yamacın kuzeyinde muntazam kesme taştan inşa edilmiş bir başka yapı bulunmaktadır. İçinde nişler bulunan bu yapı tonoz örtülüdür. Benzeri tonoz örtülü dikdörtgen yapılar C sektörü içinde yaygın olarak bulunmaktadır. Sektör içindeki konutlar moloz taş örülü duvarların sınırladığı bir iç avlu gerisinde 1-3 odalı mağara mekânlarından oluşmaktadır. Sivri tonoz örtülü moloz taştan yapılmış dikdörtgen odalar avlularda bağımsız mekânlar oluşturmaktadır. Bunlar birer baş oda niteliğindedir.

Bir diğer örnek, Madımah Yolu üzerinde, C sektörünün kuzey batı köşesinde yer alan iç avlunun kuzey batısında yer almaktadır. Bu oda iki adet çapraz tonozla örtülüdür. İçinde pencere kenarlarında ve duvar üstlerinde bitkisel bezeme motifleri ve madalyonlar bulunmaktadır. Bu iki örnek dışındakiler moloz taş örülü duvarlara sahip, sivri tonoz örtülü sade mekânlardır. Birimlerde, baş oda dışındaki konut mekânları kayalara oyulmuş yapay mağaralardır. Bunlar dikdörtgen veya kare planlı, içlerinde kayaya gömülmüş dolap ve raflar bulunan sade mekânlardır. Mağara mekânlarının tümünde konik davlumbazlı şömine bulunmakta; bazıları yemek pişirmek için tabana yerleştirilen küllük kısmı olan ocaklara sahip bulunmaktadır. Mağara odalarda bazı gömme raflara yarım küre içbükey testilikler açılmıştır. Mağara mekânlarının önündeki iç avlunun bir köşesinde dar girişli ve tasfiye kanallı bir helâ yer alırken, büyük tandır küpleri için ayrı kare planlı moloz taş duvar örülü bir oda bulunmaktadır.

     

 

C sektörüne kuzey doğudan ulaşan Madımah Yolu’nun doğusunda yer alan mağara mekânları arasında büyük bir mutfak ve önünde yer alan dikdörtgen yemek salonu tesbit edilmiştir. Bu bölgede ayrıca üzeri oyma kubbeli (yak. 6 m. çapında) ve içinde oturma sekisi bulunan bir büyük dikdörtgen mağara mekânı bulunmaktadır. Bu odanın kubbe dışında kalan tavanı oldukça basıktır. Yine aynı bölgede yüksek tavanlı ve iki adet büyük oyma kubbeli bir mağara bulunmaktadır. Mağaranın bir köşesinde mutfak olarak hizmet verdiğini düşündüğümüz içinde ocaklar olan bir oda yer almaktadır. Bu mekânlar toplantı amaçlı oluşturulmuş olabilir. Yukarı şehrin konut bölgesine götüren Madımah Yolu’na bakan ve yerleşkenin hemen başlangıcında olan bu alan, kutsal ve işlevsel mekânları ile kamusal bir nitelik taşımaktadır.

C sektörünün kuzeyindeki bu tepenin güney yamacında bir cami külliyesi yer almaktadır. Kare planlı, kubbeli bir ibadet mekânı ve bunun karşısında kuzeyde moloz taş örülü duvarlı bir medrese yapısına sahip olan bu külliye, mağara konutlara benzer olarak baş-oda, mağara-oda bileşkesi fikri üzerine temellenmiştir. Medrese olarak tanımladığımız, iki adet odadan oluşan binanın kuzeyinde, ortada bir dikmeye sahip büyük bir mağara mekânı bulunmaktadır. Burası bir dershane olabileceği gibi, bir tarikata ait ‘zikr’ salonu da olabilir.

 

Konut Birimlerinin Genel Özellikleri:

Sokaktan, yaklaşık 1.5-2 m yüksekliğinde duvarla çevrili bir avludan geçilerek ulaşılan yapı üniteleri, kimi zaman avlunun gerisinde toplanmış, kimi zaman da, avlu çevresine dağılmış mekanlardan oluşmaktadır.

Avlu girişleri, genellikle doğrudan sokaktan sağlanırken, az sayıdaki bazı örneklerde, bir kaç yapının girişi, sokağın genişlemesi ile oluşturulmuş küçük bir meydancıkta yer almaktadır. Geniş mimari programlı büyük yapılarda, kimi zaman bu girişler, iki ucunda kemerli kapılar bulunan, üstü kapalı, dikdörtgen bir mekan halinde, daha anıtsal niteliktedir. Bazı örneklerde, bu mekanın iç duvarlarında çeşitli büyüklükte nişler de konumlandırılmıştır. Mevcut bir yapıda, anıtsal giriş mekanının üzerine çıkan merdivenler ile, üst kısmının da kullanılması sağlanmıştır. Avlu zemini, konut birimlerinin büyük kısmında zarar görmüş, veya toprakla kapatılmış olduğundan tesbit edilememiştir. Ancak bazı örneklerde, özenli bir işçilikle bir araya getirilmiş, düz dikdörtgen taşlardan oluştuğu, bazılarında ise, daha düzensiz biçimde, kırma taşlarla kaplandığı gözlenmiştir.

Avlularda sık rastlanan mimari ögeler, genellikle yapıya bitişik (ısısından yararlanmak üzere) veya yakın konumlanmış olan tandır mekanları; avlu duvarına bitişik tuvalet mekanları; tek hacimli, genellikle kubbe üst örtülü ve yapı girişine yakın yerleştirilmiş hamamlar; avlu seviyesinin altında yer alan, kimi zaman da bir merdivenle ulaşılabilen sarnıçlardır. Tandırlar, genellikle iyi yanı ve üstü kapalı kare bir mekana oturtulmuş, yaklaşık 1 m çapında seramik bir küpten oluşmaktadır. Tuvaletler ise, avlu duvarının, içeri doğru L biçiminde uzatılması ile elde edilmiş, avlu dışına doğru (var ise uçuruma) bir gider deliği bulunan, üstü açık yaklaşık 1x1 m kare biçiminde mekanlardır. Genellikle yapıya bitişik olarak konumlanmış hamam mekanları, üstü kubbe ile örtülü olup, bazılarında, nişler, su doldurmak için yerde tekne, ve oturmak içinde seki bulunmaktadır.

Avludan ulaşılan ana yapılar, ön kısımda yer alan yığma duvarlarla oluşturulmuş düzgün dörtgen mekanlar ile, genellikle bu mekanlardan geçilerek ulaşılan, lineer biçimde birbirine bağlı, kayada oyma, daha amorf biçimli mekanlardan oluşmaktadır. Ortalama 50-60 cm kalınlığındaki yığma duvarlar, genellikle moloz taş ile inşa edilmiş ve üzerleri sıvanmıştır. Bazı yapılarda, açıklıklar ve avluya cephe veren ön kısımlar kesme taş ile inşa edilmiştir. Sıvalı yüzeylerde, sıva üzerine renkli ( kalem işi) veya çizilerek yapılan bezemelere de rastlanmıştır.

Konut Birimlerinde Gözlenen Yıpranma Sorunları:

Mevcut konut birimlerinde, doğal ve insan faktörüne dayalı yoğun bozulmalar gözlenmiştir. Avlu duvarları ve avlu çevresinde bulunan servis mekanlarının büyük kısmı yıkılmış; mağara önünde veya bağımsız duran yığma duvarlı mekanların da, büyük çoğunluğu kısmen yıkılmış veya harap durumdadır. Kaya oyma mekanlar, ara duvarlar ve kerpiçten yapılmış ayırıcı eleman, raf, ocak külahı vb. kısımlar dışında nisbeten iyi durumdadır. Ancak bazı yapılarda, bu kısımlarda da, yerinden kopup alt kota düşen kaya parçaları ve yapısal çatlaklar gözlenmiştir.

Yapı ünitelerinin genel yapısal durumları ve sorunları incelendiğinde, en büyük hasarın, yığma duvarlarla inşa edilmiş, kaya oyma mekanların önünde veya avlu çevresindeki mekanlar ile ocak, raf, tandır, niş, vb. gibi işlevsel ögelerde olduğu gözlenmiştir. Yığma duvarlı mekanlarda, yüzey malzemelerinin büyük kısmı yok olmuştur.


Last Updated:
20/04/2022 - 15:49